• DOLAR

    Alış:6.0187 Satış:6.0197
  • EURO

    Alış:6.8893 Satış:6.9241
  • ÇEYREK

    Alış:369.04 Satış:378.86

YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞININ ÇABALARI

Adnan Koşcağız

Adnan Koşcağız

YANGIN SÖNDÜRME UÇAĞININ ÇABALARI

  • 12 Şubat 2018, Pazartesi 15:11

Zirai ilaçlama uçağının pilotları kendilerine doğru yaklaşırken uçuş kulesinin şefi de merakını gidermek ve olayın detaylarını öğrenmek üzere kuleden aşağıya inmişti. Pilotlar ve şef birlikte yolcu uçağına doğru gelmekteydiler. Kaptan kokpitten çıktı ve onları kapıda karşılayarak içeriye davet etti. Pilotlar minnet duygularıyla kaptanın ellerini öpmek için hamle yapıyorlar, kaptan ise öptürmemek için ısrar ediyordu. Daha genç olan pilot esmer yağız bir delikanlıydı.

Kıdemli olan ise kırk yaşlarında hafif göbekli ve iriyarı görünümdeydi. Kule şefi üç saat önce inmesi gereken uçaktan haber alamadıkları için yasal bekleme süresi sonunda arama ve kurtarma faaliyetinin başlaması için Ankara merkeze bildirimde bulunduklarını anlattı. Demek ki yaklaşık iki saattir her yerde onları arıyorlardı. Şef uçakla temas ettikten sonra, aramayı durdurmak için mesaj çektiklerini söyledi. Uçağın kıdemli pilotu ise; hava durumunun beklediklerinden daha kötü çıktığını aletle uçuş yapma yetkilerinin olmadığını, zaten uçağın da böyle bir kabiliyeti olmadığını belirterek, sizi Allah gönderdi diyor da başka bir şey demiyordu.


      Bir saat olarak planladıkları uçuş yaklaşık dört saat sürmüştü, iyi ki fazla yakıtla kalkmışlardı. Görerek şartlarda ve alçak irtifadan uçmak zorundaydılar. Dağlık bölgede sağa sola bulutlardan kaçarken yerlerini de bilemez hâle gelmişlerdi. Geri dönüş imkânları da kalmamış olduğundan iniş için uygun bir yer bulmaya çalışıyorlardı, çünkü artık yakıtları da bitmek üzereydi. Yakıtın bitmesi demek; uçağı uçuracak güç kaynağından yoksun kalan uçağın süzülerek önündeki herhangi bir yere inmesi veya çarpması anlamına geliyordu.


      Hiçbir pilot bu duruma kesinlikle düşmek istemez ancak bazı şartlar pilotları nadir de olsa bu duruma zorlar. Burada yapılacak tek şey umudunu yitirmeden soğukkanlılıkla son ana kadar mücadele etmektir. Mevcut tüm bilgiler dikkatle ele alınarak durumun kavranması, alternatif eylem biçimleri ile getirecekleri sonuçlar gözden geçirilmeli ve uygun eylemin seçilerek uygulanması en iyi hareket tarzıdır. En kötü durum ise umudun yitirilmesidir; öyle anlar gelir ki, bazen alınan her nefes acı olarak dolar içinize. Gitmek sadece uzaklaşmak istersiniz ama gidemezsiniz. Köşe kapmaca oyununda ortada kalan çocuk gibi hissedersiniz kendinizi. Sadece gökyüzünün sizi anlayacağını düşünürsünüz.


      Şimdi artık herkes huzurluydu, kendini yeniden doğmuş gibi hisseden pilotlar bu gece burada kalarak yarın tekrar ilaçlama görevlerine devam etmek üzere Çukurova’ya doğru uçacaklardı.


      O bunları hatırlarken, kayık ağır yolla ilerliyordu. Bir taraftan da gözü üzerinden geçen uçaktaydı, eski alışkanlıklar kolaylıkla terk edilemiyordu işte. Bu uçağın su üzerine inebilen bir uçak olduğunu, hatta yangın söndürme uçaklarından biri olduğunu fark etti. Uçak biraz ileriye denizin üzerine indi ve çok kısa bir poz anından sonra tekrar havalandı. Suyu almış ve kalkışa başlamıştı, kalkıştan sonra tekrar soldan dönüşle geldiği istikamete yöneldi. Uçağın gidiş istikametinde dağların üzerinden, ormanın derinliklerinden siyah dumanların yükseldiği görülüyordu. İçi bir anda hüzünle kaplandı, keyfi kaçtı ve eve dönmek üzere teknenin burnunu sahile doğru çevirdi. Oldukça yakınından geçen bir balıkçı teknesinin meydana getirdiği dalgalarla kayık sağa sola bir fındıkkabuğu gibi sallandı ve biraz sonra yine her şey eskisi gibi oldu. Aslında deniz sakindi, kayık yine ağır yolla kontrol altında ilerliyordu. İşte hayat da böyle diye düşündü; beklemediğin bir dalga gelir her şeyi alt üst eder geçer gider, sadece onunla temasta olanlar bu etkiyi derinden hisseder.


      Kıyıya çıktıktan sonra denizin hafif dalgalarının vurduğu sahildeki otantik ve mütevazı yerde, arkadaşının işlettiği mekânda tereyağlı yumurta yemeyi hak ettiğini düşündü, hatta yumurtanın kokusu burnuna bile gelmişti. O bunları düşlerken yangın söndürme uçağının tekrar denize inmekte olduğunu gördü. Bu sefer bir de yangın söndürme helikopteri su almak üzere alçalıyordu. Uçakları görmek onu hem mutlu ediyor hem de eski anıların canlanmasına yol açıyordu. Ancak yangının büyüme ihtimali de canını sıkıyordu. Yeniden ilaçlama uçaklarının pilotlarını hatırladı ve birden kalbine ve beynine bir bıçak saplanmışçasına irkildi. Kulakları uğuldadı, gözü sabit bir noktaya kilitlendi. O çaresizliğin ne olduğunu derinden anladığı, işte bu son dediği uçuş; parlayan güneşin denizden yansıyan ışıklarının içinden çıkıp geldi:
DEVAM EDECEK…(Gökten Düşen Fısıltılar, roman)

Yorum Yazın
CAPTCHA security code

Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.

Anket
Sizce 3. havalimanı'nın ismi ne olması?
yukarı çık
Doğrulama: 205ef76e0e501b33